6 Ocak 2009
.:: Rahim Tarım'ın Kişisel Sitesi ::.
Türkçe English Deutsch 
Rahim Tarım'ın Kişisel Sitesi
  » Ana sayfa
  » Özgeçmiş
  » Yayınlar
  » Ders Programları
  » Tezler
  » Sınav Sonuçları
  » Duyurular
  » Güncel Arşivi
  » Eleştiriler
  » Atatürk Köşesi
  » Şiir Antolojisi
  » Sağlık
  » Özel Dosya
  » Fotoğraflar
  » Hobiler
  » Mizah
  » Serbest Kürsü
  » Bağlantılar
  » Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Bilgileri
IP'niz:38.103.63.61
Aktif: 1
Toplam: 29917

Tümünü görmek için tıklayın...
Geçenlerde arkadaşlardan aldığım bir e-postanın ekinde trafik ışıklarıyla ilgili Almanya'dan bir kanuni uygulama örneği geldi. Bakalım, kanun nasıl işletiliyormuş görelim, ne dersiniz?
Tümünü görmek için tıklayın...
15. yy.'da yetişen Türk Astronomi Bilgini Uluğ Bey...
Tümünü görmek için tıklayın...
Atasözü, deyim, mecaz bilmeyen bir toplumda konuşmak; enformatik bilgi yığınlarıyla MANKURTLAŞTIRILMIŞ bir topluma derdini, sıkıntını anlatmak artık tehlikeli bir boyut aldı. Ya kendi dinleme ve algılama eksikliklerini karşı tarafı çok konuşma ile suçlayarak gideriyorlar ya da anlamadıklarına düşman oluyorlar, kahrediyorlar, ölümlerine neden oluyorlar hatta alenen öldürüyorlar bile... Hrant Dink'in cenazesinde "Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrant Dink'iz" dendi ya... Alın size malzeme... Bakın usta gazeteci Bekir Coşkun ne güzel yanıt vermiş: Lütfen tıklayın.

Tümünü görmek için tıklayın...
Avrupa Parlamentosu'nda "Biz sorunlarımızı kendimiz çözeriz. Sizin yardımınıza ihtiyacımız yok!" diyen ve Ermeni Diasporasına karşı Türkiye'yi savunan aydın, gazeteci, Ermeni ve en önemlisi düşünen bir İNSAN katledildi. Menfur suikastı kınıyor ve müteveffaya toprağın bol olsun diyerek sonsuzluğa uğurluyoruz.

Tümünü görmek için tıklayın...
Tıpkı, rahmetli Attila İlhan'ın dediği gibi, önce planlıyorlar. Sonra ne yapacaklarını söylüyorlar ve sonra gözümüzün içine baka baka uygulamaya koyuyorlar. Biz mi ne yapıyoruz? Her zaman olduğu gibi SULAR AKAR, TÜRKLER BAKAR...

Tümünü görmek için tıklayın...
Papa, salı günü Türkiye'ye geliyor. Papa, temsil ettiği kurumun insanların gözyaşları ve kanları üzerine kurulu olduğunu çok iyi biliyor. Hatta, bu zenginliğin kaynaklarının kendi hayatını bile riske attığı gerçeği yazar Yücel Kaya'ya Papa'ya Suikast adlı romanı yazdırdı. Umarız böyle bir şey olmadan ziyaretini tamamlar gider. Öyle de oldu, kalbinin yarısı İstanbul'da kalmış... Hangi maksatla acaba? İnanalım mı dersiniz?
Tümünü görmek için tıklayın...
Bülent Ecevit 11 Kasım 2006 günü törenle Ankara'daki Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi. Ölümünden sonra merhumla ilgili birçok şey yazıldı ve televizyonlarda birçok şey söylendi. Bunların en ilginci, geçmişte kamera önünde kendisinin anlattıklarıydı. Ekonomiyi düzeltsin diye Amerikalardan getirdiği kişinin partisini nasıl parçaladığı ve 2001 Krizi'ne neden olan Anayasa'nın suratına fırlatılması olayı bizzat sesi ve bedeni titreyerek Meclis kürsüsünden anlattıklarıydı. Bu toplumun hafızası balık hafızası kadar; üstelik bir de gereksiz enformatik bilgi yığınları altında serseme çevriliyor. Neden mi? Bakın 8 Kasım 2006 tarihli yazısında Ahmet Hakan'ın yazdıkları 11 Kasım'da nasıl gerçek oluveriyor. (Ahmet Hakan'a itirazları olanlar bozuk bir saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiğini hatırlasınlar.) Üstelik yazının son kısmı da başka bir konuyla ilgili ve hayli eğlenceli... Okumaya değer yani.

Tümünü görmek için tıklayın...
Halid Ziya Uşaklıgil Sempozyumu, Erciyes Üniversitesi'nin ev sahipliği ve yazarın tüm eserlerini yeniden yayımlayan Özgür Yayınları'nın da katkılarıyla 08 Aralık 2006 cuma günü Kayseri'de gerçekleştirildi. Erciyes Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hülya Argunşah ile bendenizin hazırladığı sempozyuma değişik üniversitelerden davet edilen birçok öğretim üyesi katıldı. Katılımcıların yanı sıra birçok öğretim üyesi de sempozyumu izlemek üzere Kayseri'deydiler. Öğretim üyeleri, öğrenciler ve yerel basının da sempozyuma ilgisi büyüktü. Aşağıdaki bağlantıda sempozyumdan alınmış bazı fotoğrafları görebilirsiniz.

Tümünü görmek için tıklayın...
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Başbakanlık Bütçesi görüşülürken CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek'in masaya koyduğu belge vekilleri şaşırttı.

04 Kasım 2006 
Tümünü görmek için tıklayın...
Fenerbahçe TV birkaç gündür 19 Temmuz'un Dünya Fenerliler Günü olarak kutlanacağını söylüyor. Bu durum aklımıza hemen bir atasözümüzü getiriyor: DIŞI SENİ YAKAR, İÇİ BENİ... (Sigara paketindeki yazı: Fenerli olup kahırdan öleceğinize, beni için zehirden ölün.)

Tümünü görmek için tıklayın...
Sevgili arkadaşlarımdan Melike bir mail göndermiş. Kim yazdıysa ellerine sağlık... Ben de sizlerle paylaşmak istedim. Başlığı yoktu, ben koydum. Şaşırmayın. Lütfen içeriğini okuduktan sonra karar verin. Haldun Taner'i andıran bir üslupla yazılan bu mailin tadını çıkarın.

Tümünü görmek için tıklayın...
Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kaybetmesinin ardından istifa eden Aziz Yıldırım, bir yandan transfer çalışmalarını yürütürken "geri dönmemek üzere istifa ediyorum" demesine rağmen Olağanüstü Kongre'de aday olacakmış... Yani Aziz Yıldırım adı Fenerbahçe adının da Galatasaray'ın şampiyonluğunun da önüne geçti. Ah şu resimdeki kupa da ünlü futbolcuları transfer ederken alınan paralarla alınabilseydi...
Tümünü görmek için tıklayın...
Mizah bölümünde, teknoloji gelişmemiş, az gelişmiş ülkelerde tılsımdır, diye adlandırdığım bir karikatür var. Gerçekten de öyle... Televizyondan, radyodan, internetten geliyor diye her şeyin doğruluğuna hemen inanıyor ve bunları birbirimize paslıyoruz. Bunlardan biri yukarıda, diğeri ise artık önemini yitirdi diye düşünüp sildiğimiz ama yitirmediğini görüp tekrar güncellediğimiz bir haber. Lütfen, dikkatlice okup üzerinde düşünün bir kez... Yoksa, hazan yaprağı misali oradan oraya her yel üfürdüğünde sürüklenirsiniz... Yazık...
Tümünü görmek için tıklayın...
Sitede daha önce Arabistanlı Lawrence adlı bir habere yer vermiştim. Şu an Güncel Arşivi’nde bulunan bu haberde, Lawrence’i canlandıran ünlü bir İngiliz oyuncu 1964 yılında Türkiye’ye geldiğinde “taş gibi” yüzlerle karşılandığını söyleyerek bugün kendisine gösterilen ilgi ve ödülden memnuniyetini dile getiriyordu. Bu bir film ve İrlanda kökenli İngiliz oyuncu Peter O’toole’un bu sözlerinden pek bir anlam çıkmıyor gibi… Üstelik, bugün bile film gerçekliği ile dünya gerçekliği karıştırılırken, kırk yıl önce, ülkemizi ziyaret eden bir aktöre “taş gibi” yüzlerle bakmanın anlamı ne demek oluyor? Çünkü, aktör bile canlandırdığı Lawrence’i Türkler kadar iyi tanımıyor. Türkler, Lawrence’i, çevirdiği dolapları, Türkleri arkadan vurmak için Arapları nasıl ajite ettiğini biliyor. Hatta, Lawrence’in Türkler tarafından tecavüze uğradığını söyleyecek kadar ileri gitmesini de biliyor. Biliyor ki bu kültürde o yüzden üç ayrı Yemen türküsü var… Biliyor ve o yüzden aktöre bile "taş gibi yüzlerle" bakıyor. Ama kırk yıl sonra bilenler azalıp bilmeyenler çoğalıyor ve dedelerini kötüleyen filmde oynayanlara ödül bile verebiliyor. Bazıları da ne alaka, niye buna sitende yer verdin diyebiliyordu. İşte aşağıda, geçenlerde Murat Bardakçı tarafından yayımlanan bir haberi olduğu gibi yayımlıyoruz. Lawrence ile ilgili asıl gerçekler işte bunlar, filmdekiler değil...
Tümünü görmek için tıklayın...
Fenerbahçe Cumhuriyeti'nden Şükrü Saraçoğlu stadına mabed, Fenerbahçe sevgisine ibadet demeye kadar işi ileri götürenler ilahi adaletle cezalandırıldı... Türkiye Kupası'nı Beşiktaş'a kaptıran Fenerbahçe, Denizli'de berabere kalınca ikinci kupayı da kaçırdı: CİM BOM ŞAMPİYON OLDU... (AZİZ--E ADLI AŞAĞIDAKİ LİNKE UĞRAMAYI İHMAL ETMEYİN... :))))
Tümünü görmek için tıklayın...
Bu yıl, Fortis Bankası'nın sponsorluğunda organize edilen bu yüzden de manevi değeri yanında maddi değeri de olan FORTİS TÜRKİYE KUPASI'nı İzmir Atatürk Stadı'nda oynanan final maçı sonunda Beşiktaş kazandı.
Tümünü görmek için tıklayın...
Kültürlere saygılıyım diyen ancak kendi dışındakileri BARBAR, ÖTEKİ sayan ve ilkel, oryantal vb. sıfatlarla sömürmeye devam eden TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR olan VAHŞİ BATI her yıl olduğu gibi Fok yavrularını, çivili sopalarla beyinlerini patlatarak öldürüyor. Hayvan hakları savunucuları ve doğaseverler bu katliam teknelerine Kanada kanunları gereği on metreye kadar yaklaşabiliyor. Buna uymayanlar fok avcıları tarafından vurulabiliyor ve avcılar ceza bile almıyor... Kurban bayramını vahşi bulan KEDİ, MAYMUN, KÖPEK aklınıza ne gelirse yiyen, derilerini tüketen bu vahşileri, bunları bize medeni/uygar diye tanıtanları, bunlara prim verenleri ve önlem almayan KANADA'yı kınıyoruz. Katliamın acımasızlığının boyutlarını sitemizin fotoğraflar bölümünde görebilir; aşağıda verilen linkte ise en büyük KÜRK TÜKETİCİSİ AVRUPA'NIN ihtiyacının nasıl karşılandığını yüreğiniz dayanabilirse izleyebilirsiniz. Bu sitenin adresini gönderen Sn. Ali Gürsu Ergene'ye de çok çok teşekkürler...
Tümünü görmek için tıklayın...
Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi'nde Faruk Şüyun tarafından hazırlanan etkinliğin konukları Halit Refiğ, Salih Güney, Tarık Günersel, Hami Çağdaş, Erol Ulu ve bendenizdim. Etkinlikle ilgili fotoğraflar için aşağıdaki linki tıklayanız.
Tümünü görmek için tıklayın...
Kelimelerin, kavramların içinin boşaltıldığı ruhsuz bir dünyada hangimiz zaman zaman bunalmıyoruz ki? İşi, kelimeler ve kavramlar olan bir edebiyat hocası için toplumda gözlenen bu kültürel erozyon daha da çekilmez olabiliyor. Ancaaaak....
Tümünü görmek için tıklayın...
Gün geçmiyor ki önümüze yeni bir menü konmasın. Bu ay okunacak kitaplar, dinlenecek albümler, gidilecek filmler vs... Tüketim toplumu bu olsa gerek... Üzerinde roman yazan ama tarih veya anı kitabı gibi içinde savaş haritaları resimlerle dolu bir kitap da piyasaya pompalandı... Pompalanış ve sunuluş şeklinden dolayı belki bu eleştiriyi hak etmiyor ama herkesin elinde... Allah kabul etsin... Bir otobüse biniyorsunuz, beş kişi ayrı koltuklarda aynı kitabı okuyor... Okuyan Türkiyem... Kitap mı? Şu Çılgın Türkler... İş bununla kalmıyor, yazarı da bir televizyon programında sağcı sanatçı olur mu, demesin mi? Eh, biri kuyuya bir taş atar misali bakın manzaraya... Engin Ardıç da buna dayanarak bir yazı kaleme almış. Tadını çıkarın...
Tümünü görmek için tıklayın...
Abd-i acizleri, Türkiye'nin önde gelen dergilerinden CEO'S Genel Yayın Yönetmeni tarafından ziyaret edilmiştir.
Tümünü görmek için tıklayın...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde okuyan öğrenci arkadaşlar, bu üniversitelerden yatay geçiş koşullarını soruyorlardı. Onlara daha önce de bazı bilgiler ulaştırmıştık. Bu bilgilere "Güncel Arşivi"nden ulaşabilirler... Şimdi ise, genel olarak üniversitelerin istedikleri belgeleri duyuruyoruz. Bu bilgiler, Yakın Doğu Üniversitesi'nden bölümümüze yatay geçiş yapmış bir öğrencimizden alınmıştır.
Tümünü görmek için tıklayın...
Edebiyatımızın önemli şair ve yazarlarından Attila İlhan, dün gece İstanbul Maçka’daki evinde geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmiştir. Kısa bir süre önce, sağlık sorunları nedeniyle Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazarlığını bırakan Attila İlhan için ilk olarak saat 10.00'da Haber Türk'te daha sonra 12.00'de de Atatürk Kültür Merkezi'nde bir tören düzenlendi. Attila İlhan, Teşvikiye Camii'nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazından sonra Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi. Türk edebiyatında şiir, roman ve deneme gibi birçok türde eser veren Attila İlhan, Sekiz Sütuna Manşet'', ''Kartallar Yüksek Uçar'' ve ''Yarın Artık Bugündür'' gibi beğenilen dizilerin senaryosunu da yazmıştı. Ali Kaptanoğlu adıyla ''Şoför Nebahat'', ''Yalnızlar Rıhtımı'', ''Devlerin Öfkesi'' gibi filmlerin senaryo yazarlığını yapmış olan Attila İlhan’ın bazı kitapları: ''Duvar'', ''Sisler Bulvarı'', ''Ben Sana Mecburum'', ''Böyle Bir Sevmek'', ''Ayrılık Sevdaya Dahil'', ''Kurtlar Sofrası'', ''Sırtlan Payı'', ''Fena Halde Leman'', ''Abbas Yolcu'', ''Hangi Sol'', ''Faşizmin Ayak Sesleri'', ''Batının Deli Gömleği'', ''Yanlış Erkekler Yanlış Kadınlar'', ''Allah'ın Süngüleri''
Tümünü görmek için tıklayın...
Kelimelerin anlamlarını bilmemenin insanları/insanlığı ne kötü durumlara düşüreceğine bir örnek de yaşadığımız dünyadan... Fıkra aslında ama bir yanı da gerçek... Gönderen Dilek Soğanoğlu'na teşekkürler... Bu arada konuyla ilgili bir de film geldi aklıma: Beyond the Borders (Sınırların Ötesinde) bu filmin ilk bölümünde resimdeki çocuk var...
Tümünü görmek için tıklayın...
Arabistanlı Lawrence, petrolün kokusunu aldıktan sonra sinsi emellerini gerçekleştirebilmek için Arapları Osmanlı aleyhine kışkırtan bir İngiliz ajanının hayatını konu almaktaydı. 12 Lehçe konuşulan Arap dünyasında bugün bile bir birlik sağlanamaması, bir aşiret olan Suud'lardan İngilizlerin bir ülke çıkarması bakımından çok ilginç bir film. Bu filmi, bu bağlamda tekrar seyretmenizi tavsiye ediyorum. Unutmayın, bu kültürde üç tane Yemen türküsü var...
Tümünü görmek için tıklayın...
Ben sadece bizde olur sanırdım; meğer, Avrupa'da da böylesi dangalaklıklar olabiliyormuş. Dünyanın yetiştirdiği efsane mimarlardan Antoni Gaudi'ye ait ünlü ve gerçekten muhteşem bir yapı olan Sagrada Familia Kilisesi'nin hemen dibine bir gökdelen yapmışlar... Buna "Erotik Hıyar" adını takanlar da varmış... Erotik mi bilemem ama böylesine muhteşem bir eserin yanına gökdelen dikmenin Türkçe'deki karşılığı gerçekten "HIYARLIK"tır. Bu arada ünlü topluluk Alan Parsons Project'in de ünlü mimara ithaf ettiği GAUDI adlı çok güzel bir müzik albümü olduğunu hatırlatalım. Belki bu tür müzikten hoşlananlar bu albümü de beğenirler... Bu muhteşem yapının özellikleri için şu site ziyaret edilebilir: ttp://www.greatbuildings.com/buildings/Sagrada_Familia.html
Tümünü görmek için tıklayın...
Alem deliye hasret, biz akıllıya, diye bir deyiş vardır. Ancak, bu olayı okuyunca kimin akıllı kimin deli olduğuna kararı siz vereceksiniz... Hem de böylesi bir olayın bir bilim yuvasında yaşanması ise gerçekten içler acısı... Hürriyet gazetesinin 25 Eylül 2005 tarihli pazar ekinde yer alan bu haberi aynen aktarıyoruz. (Resimdeki kişi, yazıda aktarılan münakaşanın muhataplardan Prof. Bedriye Saraçoğlu) Bu haber üzerine aynı gazetenin 8 Ocak 2006 pazar günkü sayısında Prof. Dr. Tahsin Nuri Durlu'nun avukatı B. Melih Dağ'ın girişimiyle Cevap ve Düzeltme yazısı da yayımlanmıştır. Bu yayınlanan düzeltmeyi de yukarıya eklemiş bulunuyoruz.
Tümünü görmek için tıklayın...
Eskilerin bir sözü varmış: Elifi görse mertek sanır... Bu deyim bugünlerde yine gündeme geldi. Bir güzel sanat etkinliği olarak Karaköy'de bir binaya asılan hat yazılı bir bez afiş gizli örgüt pankartı sanılarak "Muhbir Özihbar" (!) tarafından yetkililere şikayet edilmiş ve belediye hemen afişi indirmiş... Eh, ne diyelim güleriz ağlanacak halimize...
Tümünü görmek için tıklayın...
Şahsiyetsiz bir toplum olduk veya öyle olmaya zorlandık yıllardır... Bilim, Türkçe ve bağımsız düşünce yolunda Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun T.D.K.'nda yaptığı konuşmanın bir bölümünün video ve ses kaydını verdiğimiz bu adresten dinleyebilirsiniz. Ayrıca, linkler bölümünde Oktay Sinanoğlu'nu seven gençlerin yaptığı bir sitenin de adresini bulacaksınız.
Tümünü görmek için tıklayın...
Neval El Saddavi, emperyalizmin yeni sömürü oyunlarını üç başlıkta topladı: SİLAH TİCARETİ, UYUŞTURUCU ve KOZMETİK...
Tümünü görmek için tıklayın...
Kültürlere saygı duymamak insanlık ayıbı ama güzelim Türkçe dururken veya başka dillerde türkü söylemenin anlamını çözebilmek mümkün değil. Ancak, herkes kendi kültürünü böyle sergilemeye devam ederse sonu nereye varır bilemiyorum. Çünkü bunun adı türkü, Türk'e özgü, Türk'ün demek...
Tümünü görmek için tıklayın...
Üniversitelerin yatay geçiş koşullarıyla ilgili sitemize gelen sorulara bugün iki özel üniversite ile yanıt vermeye çalışıyoruz. Daha sonra devlet üniversiteleriyle ilgili bilgiler de buradan duyurulacaktır. İhtiyaç duyan ve koşulları uyan arkadaşlarımızın bu üniversitelerin web sitelerinden de ayrıntılı bilgi ve zaman içindeki değişiklikleri öğrenebilmeleri mümkündür. Bağlantılar bölümümüzde tüm üniversitelerin web adreslerini bulabileceğiniz bir link de mevcuttur.
Tümünü görmek için tıklayın...
Daha önce Edebiyat Öğretimimizin Durumu başlığıyla Varlık dergisinde yayımlanan bir yazıya yer vermiştik. Yazıya verilen cevapta Mustafa Bal diye birinin olmadığı, takma adla yazan bu kişinin muhatabın bir çekemeyeni olduğu ileri sürülmüştü. Bu yazıya da Kırıkkale Üniversitesi'nden ilgi çekici bir karşılık geldi. Bu yazıyı da Eleştiriler'in İlginç Tartışmalar bölümünde görüşlerinize sunuyoruz.
Tümünü görmek için tıklayın...
Son aylarda Varlık dergisinde Türkiye'de edebiyat öğretiminin sorunları üzerine birkaçı henüz öğrenci olan bazı kişilerin eleştirileri yayımlanmıştı. Bu yazılar üzerine bu ayki Varlık dergisinde de Sayın Mustafa Bal'ın bir yazısı çıktı. Durumu hakkıyla değerlendirebilmek için bu yazıyı eleştiriler, İlginç Tartışmalar bölümünden okuyabilirsiniz...
ICQ# 150034742 | İletişim: admin@rahimtarim.com | Tasarım: Alper KAYA