Dilbert Prensipleri
“Ne
kadar yeteneksiz görünürseniz, sizden o kadar az iş talep edilir. Hatta
yeterince ebleh görünmeyi başarabilirseniz yöneticiliğe terfiniz kesindir.”
Bu
‘prensip’ bir süredir Amerika’da iş hayatı ile ilgili kitaplar listesini altüst
eden “Dilbert Prensipleri”nden alındı. Çevrenize şöyle bir göz atacak olursanız
bu prensiplerin gerçek hayattan edinilmiş tecrübelerden süzüldüğünü de
kolaylıkla görebilirsiniz.
Radikal
okuyucuları için Dilbert aslında hiç de yabancı bir isim değil. Bir süredir
gazetemizin ekonomi sayfalarında Scott Adams’ın rekoru bu son derece zor
kırılacakmış gibi görünen “Dilbert Prensipleri”nin çizgi bantlarını
okuyorsunuz.
Bazı
esprileri ‘fazla Amerikan’ gibi görünüyor olsa da bu çizgilerde hayat bulan
görüşler, çağımızın işletme yönetimine yöneltilmiş acımasız bir eleştiri
aslında.
Scott
Adams dokuz yıl süreyle bir telefon şirketi olan Pacific Bell’de çalışmış.
Sonunda canına tak edip profesyonel iş hayatına son verdiğinde, burada edindiği
tecrübeleri diğer çalışanlarla paylaşmak için yazıp çizmeye başlamış.
Adams’ın
tüm kitapları Amerika’da yok satıyor. Bunun sebebi “Dilbert Prensipleri”nin
artık sadece Adams’ın tecrübelerini yansıtıyor olmaktan çıkmış olması. Her gün
binlerce e-mail, dünyanın çeşitli ülkelerinde çalışan on binlerce kişinin
tecrübelerini “yeni Dilbert prensiplerine kaynak teşkil etmek üzere” Adams’ın
bürosuna taşıyor.
Adams
“iş ilişkileri bir fesat ve kötülük düzeninden ibaret. Manyaklar, sadistler,
boşboğazlar, tembeller ve müzevirlerden oluşan bu dünyanın tek yaptığı şey de
aslında bu saçmalık, fesat ve kötülüklere uygun kılıflar geliştirmek” diyor.
Dilbert Prensipleri, aslında çok eskiden beri bilinen gerçeklerin modern
çağ versiyonları. Örneğin, benim fakülte yıllarında öğrendiğim “insanlar
yeteneklerinin son noktasına terfi ettirilirler” ilkesi bakın Dilbert’in
ağzından nasıl acımasız bir eleştiriye dönüşüyor: “En yeteneksizler sistematik
olarak şirkete en az zarar verecekleri pozisyona getirilirler: Şirket
Yöneticiliği.”
Dilbert Prensipleri’ni okurken Türkiye’nin de bir büyük şirketten farklı
yönetilmediğini düşündüm: Beceriksizlikler, en yeteneksizlerin en üst noktalara
terfi ettirilmeleri, yaratıcılıkla uğraşmak yerine başkalarının emeklerine
kolay yoldan el koyma geleneği, Bizans entrikaları vs..
Sizlere
Scott Adams’ın e-mail adresini de veriyorum. Dilbert Prensipleri’nin sayısı şu anda 40 bini aşmış durumda. Bu
evrensel ilkelere Türkiye’den de zengin katkılarınız olabileceğine inanıyorum.
Kendi prensiplerinizi İngilizce olarak yazıp scottadams@aol.com
adresine elektronik posta ile iletebilirsiniz.